47,1901$% 0.13
54,0262€% -0.07
63,5716£% -0.15
6.093,03%1,19
4.017,65%1,05
13.981,05%-1,90
02:00
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibi ve kiracı arasındaki uyuşmazlıklara yön verecek bir karara imza attı. 18 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan emsal nitelikteki karar, tahliye taahhüdünün ardından tarafların yeni bir kira sözleşmesi imzalamasının hukuki sonuçlarını netleştirdi.
Hukuki sürecin fitili Manavgat’taki bir iş yeri kiralama ilişkisinden ateşlendi. Kiraya veren, kiracı şirketin 23 Kasım 2022’de düzenlediği tahliye taahhütnamesini dayanak göstererek icra takibi başlattı. Taahhütnamede iş yerinin 28 Eylül 2023’te boşaltılacağı beyan edilmişti.
Kiracının icra takibine itiraz etmesi üzerine mülk sahibi, itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Davalı şirket ise savunmasında farklı bir tablo çizdi.
Şirket yetkilileri mahkemeye sundukları savunmada, kira ilişkisinin sürdüğü dönemde baskı, tehdit ve hile yoluyla yeni kira sözleşmesi ile tahliye taahhüdü imzalamak zorunda bırakıldıklarını öne sürdü. Taahhüdün serbest iradeyle verilmediğini ileri süren kiracı tarafı, davanın reddedilmesini talep etti.
Manavgat 2. Sulh Hukuk Mahkemesi yürüttüğü yargılamada Adli Tıp Kurumu’ndan rapor aldı. İnceleme sonucunda taahhütnamedeki imzanın kiracıya ait olduğu tespit edilince mahkeme, itirazın iptaline ve kiralananın tahliyesine hükmetti.
Yerel mahkemenin verdiği karar kesin nitelik taşıdığı için Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz yoluna başvurdu. Bakanlık dilekçesinde kritik bir ayrıntıya dikkat çekti.
Temyiz başvurusunda, tahliye taahhüdünden sonra taraflar arasında 11 Eylül 2024 başlangıç tarihli ve noter onaylı yeni bir kira sözleşmesi imzalandığı belirtildi. Bakanlık, bu yeni sözleşmeyle kira ilişkisinin yenilendiğini, davacı tarafın dahi tarafların anlaştığını ve davanın konusuz kaldığını bildirdiğini vurguladı.
Mahkemenin, yeni sözleşme karşısında tahliye taahhüdünün hükümsüz kalıp kalmadığını değerlendirmeden hüküm kurması ise usul ve yasaya aykırı bulundu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi dosyayı incelerken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1 maddesine atıf yaptı. Daire, bir tahliye taahhüdünün geçerli sayılabilmesi için dört temel şart sıraladı.
Taahhüdün yazılı biçimde düzenlenmesi, kiracı ya da yetkili temsilcisi tarafından verilmesi, tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi ve kiralananın tesliminden makul bir süre sonra imzalanması gerekiyor. Bu şartların tamamının bir arada bulunması zorunlu kabul ediliyor.
Somut olayda ise takibe dayanak tahliye taahhüdünün keşide tarihinden sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalanarak ilişkinin yenilendiğini saptayan Daire, davacı vekilinin de tarafların anlaştığına ve davanın konusuz kaldığına ilişkin beyan dilekçesi verdiğini kayda geçirdi.
Kira sözleşmesinin yenilenmesiyle tahliye taahhüdünün hükümsüz hale geldiği gözetilmeden karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulan Yargıtay, Adalet Bakanlığı’nın talebini kabul etti. Yerel mahkeme kararının sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına 5 Mayıs 2026’da oy birliğiyle hükmedildi.
Bu kararla birlikte, elinde tahliye taahhüdü bulunan bir ev sahibinin kiracıyla daha sonra yeni bir kira sözleşmesi imzalaması durumunda artık bu taahhüde dayanamayacağı netlik kazandı.
İran, ABD ile imzalanan mutabakat zaptını askıya aldı
1
Tüm Gözler Amerikan Senatasonun Vereceği Son Kararda
42350 kez okundu
2
Cumhurbaşkanı’ndan savunma sanayiye büyük övgü!
2944 kez okundu
3
TSK’da Devrim Gibi Kara İle Yeni Bir Dönem Başlıyor.
2353 kez okundu
4
ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden Seçildi. Trump’dan İtiraz Geldi.
2009 kez okundu
5
Viyana’daki saldırının ardından Merkel’den dayanışma mesajı
1843 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.